Hikaye, 1967 yılında, İstanbul’un eski semtlerinden birinde başlayan
ve günümüze kadar sürecek olan bir zamanı dilimini içerir. Hikayenin
odağında Akarsu ailesi vardır. Anılan zaman içinde bu ailenin dağılması,
aile bireylerinin bu dağılmadan aldıkları etkiler ve her birinin bu
etkiler altında şekillenen hayat hikayeleri sergilenir.
Denizci olan Ali Akarsu’nun, Hollandalı Carolin’le olan aşkı, karısı
Cemile Akarsu tarafından öğrenilince, yaşanan büyük sıkıntılar ve bu
durumun yarattığı olumsuz koşullar, Cemile, Ali ve çocukları üzerinde,
hayatlarının geri kalanını şekillendirecek kalıcı etkiler bırakır.
Hayatla ve birbirleriyle olan mücadeleleri, bir çok travmanın izlerini
taşıyarak, sürer. Ali ve Cemile’nin üniversiteye gitmekte olan büyük
kızı Berrin, liseye gitmekte olan küçük kızı Aylin, Aylin’le aynı liseye
gitmekte olan oğlu Mete, bu travmayı kendi hayatları içinde hissederler
ve kendi hayat hikayeleri de bu etki altında gelişir. Ailenin en küçük
bireyi olan 6 yaşındaki Osman, bütün bu sürecin içinde olan, etkilenen,
gözleyen bir kişi konumundadır. Küçük olduğu için, korunan kollanan,
olayların dışında tutulmaya gayret edilen bir durumdadır. Ama bu
sebeple, aslında, olayların bütününü görebilen, gözleyebilen ve diğer
aile bireylerine oranla, yaşananlara en bütüncül yorumu yapabilecek
verilere sahip olarak gelişen biridir. Bu özelliğiyle Osman, 1967’den
günümüze uzanan hikayenin, odağında olan kişidir. Ve hikayenin bütünü,
aslında Osman’ın hikayesidir. Osman’ın bu niteliği, hikayenin gelişimi
içinde derinde olgunlaşacak ve ancak günümüz aşamasına gelindiğinde
kendini net bir şekilde açığa vuracaktır. Ali’nin annesi Hasefe Hanım,
hikayedeki en yaşlı kişidir. Dobra, mert, görmüş geçirmiş bir kadındır.
Oğlu’nun yanlış yaptığına inandığı için, gelini Cemile’nin tarafını
tutacak kadar açık sözlü ve yüreklidir. Diğer oğlu Kemal ve gelini
Neriman, çıkarcı, rüzgara göre davranan kişiler olarak, Hasefe Hanım’ın
gözünde değer taşımazlar. 1967’den başlayarak, sürecin siyasal-toplumsal
olayları, değişim ve dönüşümleri, hikayenin gelişimindeki toplumsal
zemini oluşturacağı için, önemlidir. Yukarda kısaca değinilen
kişiliklerin hayat hikayeleri, ilişkileri ve çatışmaları, bu toplumsal
zemin üzerinde gelişecektir. Böyle bir süreç, bu ilişkiler çerçevesinde
ele alındığında, nostalji duygusu yaratacak ögelerin önem kazanması da
kaçınılmaz olmakta. “Orhan Boran ve Yuki”, “Fenerbahçe gazozu”, dönemin
şarkıları, reklamları, filmler, artistler… “Öyle Bir Geçer Zaman Ki…”,
hikayesinde yer alan kişilikleri, olayları, bu nostalji duygusunun
atmosferi içinde sergilemeyi ve en sonunda da, seyirciyi de bu atmosfere
dahil edebilmeyi amaçlar
